21 Mart 2009 Cumartesi

Ezgi Mola Kimdir Resimleri ve Öz Geçmişi


Ezgi Mola Kimdir Resimleri ve Öz Geçmişi

1983 İstanbul'da doğdu. Hasan Ali Yücel İlkokulu'na , Turhan ve Mediha Tansel İlkokulu'na , Kadir Rezan Has Ortaokulu'na , Halit Armay Lisesi'ne gitti. 2000 yılında Akademi İstanbul da okudu ardından lise yıllarında kurslarına gittiği Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ni kazandı ve çok keyif aldığı 4 yılı bölüm birincisi olarak bitirdi. Aydoğan Temel ile tanıştı.. 2 sene tiyatro eğitimi aldı ve Aydoğan'ın adında ve önderliğinde bir kaç arkadaşı daha tiyatro kurdular ve Çürük Elma adında bir gençlik oyununda oynadı. Lise ikinci sınıfa giderken Kartal Tibet'in yönettiği ilk dizisi Karate Can ile ilk TV dizisi deneyimini kazandı. Ardından 2002 senesinde Eti Form reklamlarında oynadı.Yine 2002 senesinde başrollerini Şevket Altuğ ve Metin Şentürk'ün paylaştığı Türkan Derya'nın yönetmenliğini yaptığı Unutma Beni adlı dizide oynadı.2003 senesinde Aydın Bulut'un yönettiği Sultan Makamı dizisinde oynadı. 2004 yazında Sadullah Şentürk'ün yönettiği Görünmez Adam adlı dizide oynadı. 2004 senesinde BKM ile tanışmasına vesile olan önce Haluk Bener daha sonra Bora Tekay'ın yönettiği Sevinçli Haller adlı sit-com'da oynadı.2005 yazında yine BKM'nin yaptığı Aydın Bulut'un yönettiği Hızlı Adımlar adlı TV filminde yer aldı. 2005 senesinin Kasım ayında BKM daha önceki tanışıklık ile BKM Atölye'ye Ezgi'yi de çağırdılar.








BÜGEH Bağımsız Üniversiteli Gençlik Hareketi


BÜGEH Bağımsız Üniversiteli Gençlik Hareketi


Sağlıklı bir toplum yaratmak demokrasiyi özümsemek için gençliği egitilmiş, bağımsız düşünebilen gençler yaratmaktan geçer felsefesi etrafında toplanan bir avuç yoldaşın başlattığı gönüllü eylemselik hareketi..

Candan Ersoy










" Candan Ersoy "

Work and Travel 2009 Ocean City MARYLAND

Work & Travel 2009 Ocean City , MARYLAND

Who will go to ocean city in 2009 summer and had gone before. we want you comment here :)

2009 yaz döneminde work and travelle ocean city e gidecek olan ve gitmeyi planlayanlar veya gitmiş olanlar! Yorumlarınızı bekliyoruz...

Formula 1'de Tarihi Değişiklik en çok yarış kazanan pilot şampiyon olacak


Formula 1'de bundan böyle en fazla puanı alan değil, en çok yarış kazanan pilot şampiyon olacak.
Uluslararası Otomobil Sporları Federasyonu'ndan (FIA) yapılan açıklamaya göre, bundan sonraki Formula 1 şampiyonları, en çok puanı toplamasına bakılmaksızın, ne kadar yarış kazandığı gözönüne alınarak belirlenecek. Açıklamada, ''10-8-6-5-4-3-2-1'' şeklinde olan mevcut puanlama sisteminin, eşitlik durumunda başvurulmak üzere, aynen kalacağı belirtildi.
Yeni sistem yürürlükte olsaydı, geçen sezonun şampiyonu, 5 Grand Prix kazanan McLaren Mercedes'in İngiliz pilotu Lewis Hamilton değil, 6 yarış kazanan Ferrari'nin Brezilyalı pilotu Felipe Massa olacaktı.

15 Mart 2009 Pazar

Nesil-Kuşak Çatışması - Kuşaklar Arası Çatışmasına Dikkat Edilmelidir


Psikoloji & Psikiyatri nesil-kuşak çatışması

Kuşak Çatışmasına Dikkat Edilmelidir Arası Çatışma


“Günümüzün gençleri öyle umursamazlar ki; ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı büyüklere karşı saygılı olmayı, ağırbaşlı olmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler, kurallara boş veriyorlar. Çok duygusuzlar, beklemesini bilmiyorlar.” Demiş yüzyıllar önce Hesiod diye bir düşünür. Her zaman erişkinler, gençlerden dert yanmaktadır. Sorumsuz, saygısız,öğütlere kulak asmayan , kendi doğrultularında giden bir nesil olarak görürler. Gençler de erişkinleri; geri kafalı, tutucu kişiler olarak görürler. Gençleri anlamazlar. Çıkarcı ve iki yüzlüdürler diye yargılarlar. Nerde bizim gençliğimiz nerde şimdiki gençlik diye dert yanan yaşlılar, kendi gençliklerini unutmuş görünürler. Onlarda gençken aynıydılar oysa

İşte; eski kuşak ile yeni gelişmeler, kitle iletişim araçları kuşaklar arası karşıtlığı, daha da derinleştirmiştir. Eski değer yargıları ve yaşam anlayışı, değişime uğramıştır. Eski kuşaklar, yeniliklere ayak uydurmakta güçlük çekerler. Geleneklere, eski yaşam anlayışına sımsıkı tutunurlar. Çocukları kendilerinin kopyaları olarak düşünürler. Gençlerin başkalığını yadırgarlar. Oysa gençler yeniliklere açıktırlar. Ancak; gelişme dönemi gereği olarak, başkaldırmaya ve bağımsız olmaya çalışırlar. Eskilerin tüm değerlerini yadsırlar. Toplumda kendilerine yer edinme çabasındadırlar. Haksızlığa katlanamazlar. Erişkinler de; gençlere tepeden bakar, yeniliklere kuşkuyla bakarlar. Bu da kutuplaşma doğurur. İşte bütün bunlar, ana baba ve çocuklar arasında ilişkiyi koparır. Bu daha çok baba egemenliğindeki ailelerde belirgindir. Genç evdeki düzeni değiştiremez, toplumsal düzeni değiştirmeye yönelir. Baş kaldırma toplumsal alana kayar. Sağ ve sol uçlarda eyleme; baba baskısı olan ailelerin çocukları daha çok katılmaktadır.
Başkaldırma eğilimi her zaman yıkıcı olmaz.İlişkiler kopmamışsa genç,olumlu sonuçlara ulaşabilir. Bilimde, sanatta, toplumsal yaşamda gerçekleştirilen yenilikler, eskiye tepki olarak meydana gelmiştir. Gençlerdeki katkı yapma eğilimi, coşkuyla birleşince yaratıcı sonuçlar doğurur. Genç devamlı arayış içindedir. Engeller çıkınca ya boyun eğer ya da başkaldırıya kendini kaptırır. Bir seçenek de; topluma sırt çevirirler. Sorumluluk almaz, girişim yapmazlar. Gününü gün etmeye bakar, umarsız olurlar. Toplumumuzda, özellikle köylerde delikanlılık kısa sürer. Başkaldırı, efelik dediğimiz davranışlar görülünce genç hemen evlendirilir. Çoluk çocuğa karışınca, sorumluluk üstlenir.Geleneksel yaşama ayak uyduran biri olarak yaşar.
Gençlerle barış içinde yaşanabilir mi?
Yanıt… Evet! Gençler ve yetişkinler arasında kapatılamaz gibi görünen uçurumun varlığı, karamsarlık yaratır. Ama gençleri anlamak ve onlarla dayanışmak zorundayız. Gençlerin coşkusu, yetişkinlerin durgunluk ve tutuculuktan kurtulmasında yararlı olur. Ama yine de; gençler ne kadar yadsısa da, yetişkinlerden öğrenecekleri çok şey vardır. Kuşakların kopmaması için tek yol, iletişim kurmak ve korumaktır. İletişim kopukluğu, kargaşaya gider. İletişimi başlatmak da yetişkinlere düşer. Gençlik çağının fırtınalı bir dönem olduğu göz önüne alınmalı, gençlerin iniş çıkış gösteren davranışları, bocalamaları karşısında soğukkanlı kalınabilmelidir. Disiplin dikkatli kullanılmalıdır. İlkokul çocuğunda baskı ve ceza ( onaylanmasa da) bir süre için davranışı düzeltebilir. Ama gencin tepkisi sert olabilir. Başkaldırmayı körükleyebilir. Haksız yere atılan bir tokat, evden kaçmaya ya da intihara götürebilir. Gençlere davranış özgürlüğü verebilmek gerekir. Genç zorla hak koparmamalı. Arkadaşlarıyla buluşma, eve biraz geç dönme zamanları kontrollü, yavaş yavaş artırılmalıdır. Arkadaşları yanında bir yer edinmesine olanak verilmelidir. Yoksa evde de ters ve huysuz olabilir.Buna karşılık, her istedikleri de yerine getirilmemelidir. Tepkiden korkup, her istediğine boyun eğmek de yanlıştır. Tatlı sert bir tutum, tutarlı davranmak gerekir. Saç, sakal, giyim gibi konularda sürtüşmeye girmek, genç ve ana baba arasında sorun yaratır. Ana babaya ters düşen düşünce, davranışlar uygun bir dille eleştirilmeli, yanlışlar açıklanmalıdır. Sen ne bilirsin gibi küçültücü söylemlerden kaçınılmalıdır. Gence, yaşına uygun sorumluluk verilmelidir. Tökezleme ve yanılmaları durumunda , aşağılayıcı davranışlardan kaçınılmalıdır. Olumlu davranışları övülmelidir, ancak göklere çıkarılmamalıdır. Başarısızlıkları anlayışla karşılanmalı, oturup nedenleri konuşulmalıdır. Benim gençliğimde diye başlayan söylemlerden kaçınılmalıdır. Ama soru sorarlarsa , en doğru ve içten yanıt verilmelidir. Sık sık ana baba ile söyleşi ortamı yaratılmalıdır.